Şımarma nasıl yazılır ?

Muqe

New member
[Şımarma: Kendi Kendine "Ne Var Ne Yok!" Demenin Evrimi]

Şımarma! Kimse bu kelimeyi duyduğunda hoşnut bir şekilde “evet, şımarırım” demiyor, değil mi? Ama gelin görün ki, şımarma, çoğu zaman eğlenceli, kafa karıştırıcı ve bazen de oldukça tatmin edici bir deneyimdir. Şımarma denildiğinde aklımıza genellikle çocuklar gelir, elbette, çünkü onlar bir şekilde dünyayı kendi isteklerine göre şekillendirip annelerine “ben şımarmadım!” diyebilecek kadar büyük bir özgüvene sahiptirler. Ama şımarma, sadece çocukların özel yeteneği midir? Bence değil! Hepimiz birer "şımartıcı" olabiliriz, tabii ki, bunun sınırlarını da bilerek…

[Şımarma: Bir Taktik mi, Yoksa Sadece Doğal Bir Eğilim mi?]

Peki, şımarma nedir tam olarak? Klasik bir tanımla, birinin aşırı ilgi, iltifat veya ödüllerle bezendiği, bazen de sadece başkalarının ilgisini çekmeye yönelik davranışlar sergilediği bir durumdur. Bu durumda bazen “şımartılmak” yerine “şımarmak” biraz daha anlamlı olabilir. Çünkü şımarma, başkalarına olan bir istek değil, bireyin kendi duygusal bir stratejisi olabilir. Şımaran kişi, doğal olarak, "bana ilgisini göster" mesajı verir ve bu da bazen kurnazca bazen ise sadece içsel bir dürtüyle yapılır.

Düşünsenize, evde kahvenizi yaparken birden bire bir “görme” isteği, birinin “ahh ama sana nasıl yardımcı olabilirim?” demesi… Evet, bir kısım insan, bir şekilde şımartılmak için her fırsatı kullanabilir! Fakat bazen bu bir strateji, bazen de içsel bir istek olabilir. Şımarma da tıpkı bu şeffaf taktikler gibi oldukça kişiseldir, yani kimileri "ağlama" yöntemiyle şımarmak isteyebilirken, diğerleri daha stratejik olarak bu durumu kullanabilir.

[Erkekler: Stratejik Şımartıcılar mı, Yoksa Hedef Odaklı Duygusal Manipülatörler mi?]

Erkeklerin şımarması… Ah evet, erkekler genellikle çözüm odaklıdırlar, değil mi? Her şey bir hedefin peşinden gitmek gibidir; şımarmak da bu hedefin bir parçasıdır. Kadınların ve erkeklerin şımarmayı farklı algılayabileceğini hepimiz biliyoruz, ama erkeklerin bu konudaki stratejik bakış açıları gerçekten ilginçtir. Erkekler, şımarmayı çoğunlukla "katkı" veya "ödül" olarak görürler; bir hedefe ulaşmanın ardından gelen tatmin edici bir bonus gibidir. Klasik bir örnek üzerinden gidelim: Sporcular… Bir futbol maçını kazandıktan sonra şımarmanın, ya da her gün son dakika gol atan birinin “başarı öyküsü” yazdırması gibi bir durum var. Ödüller ve kutlamalar bu şımarmayı haklı çıkaran etkenlerdir.

Hedef odaklı bakış açısı, bazen erkekleri şımarmayı bir “araç” olarak kullanmaya itebilir. Yani, şımarmak aslında bir tür zafer ilanıdır. Ve bu sadece erkeklere özgü değil, tabii ki, ancak erkeklerin daha fazla hedef odaklı olmaları, şımarmayı bazen daha “pratik” bir şey haline getirebilir.

[Kadınlar: Şımarmayı Empati ve İlişkilerle Harmanlayanlar]

Kadınlar ise genellikle şımarmayı daha farklı bir açıdan görürler. Empati ve duygusal bağ kurma konusunda daha hassas olan kadınlar, şımarmayı çoğunlukla içsel bir ihtiyaç olarak hissederler. Onlar için şımarmak, sadece bir ödül değil, bir duygusal tatminin göstergesidir. Kadınlar şımardıklarında, aslında bir tür bağ kurma sürecine de girmiş olurlar. Şımarma, daha çok "kendini değerli hissetme" ve başkalarıyla duygusal bir yakınlık oluşturma amacını taşır.

Örneğin, bir kadın arkadaşına ya da sevgilisine sürpriz bir hediye aldığında, aslında kendini o kişiyle daha yakın hissetmek ister. Şımarmak burada, sadece hediye almak değil, aynı zamanda o kişiyle bir bağ kurmanın, ilişkisini güçlendirmenin bir yolu olarak görünür. Bu durum bazen toplumsal normlara göre “şımarmak” olarak algılansa da, aslında kadının içsel ihtiyacı ve empatik yönüyle oldukça ilişkili bir durumdur.

[Klişe Olmayan Şımarma: Bireysellik ve Yaratıcılık]

Hepimiz, klişe şımarmaların dışında da kendi şımarma yöntemlerimize sahibiz. Biri yemek yapmayı bilirken, diğeri mükemmel bir kahve yapma yeteneğine sahiptir. Kimi “şımarmak” için yeni bir kitap alır, kimisi ise bir video oyununda saatler geçirir. Birinin şımarması, başkasının şımarmasıyla tam anlamıyla örtüşmez. Bu da demek oluyor ki, şımarma aslında kişisel bir özgürlük halini alabilir. Bazı insanlar “şımarmak” için rahatlamak isteyebilir, bazıları ise daha fazla ilgi görmek isteyebilir. Sonuçta, şımarmanın her halükarda bir insanın ruhunu dinlendirme, biraz “ben” demesini sağlama amacı güttüğünü unutmamak gerek!

Şımarma, aslında özgürleşmektir, kendini biraz da olsa dünyanın merkezine koymaktır. Bunu bazen “pahalı hediyelerle” yaparız, bazen de sadece bir gün boyunca hiç kimseye “hayır” dememekle! Bu bağlamda şımarmayı bir çeşit özgürleşme olarak görmek, oldukça ilginç bir yaklaşım olabilir.

[Şımarma ve Sosyal Dinamikler: Toplumun Gözüyle]

Şımarma, aslında sadece bireysel bir mesele değildir; aynı zamanda toplumsal bir meseleye de işaret eder. Şımarmak bazen, "toplum ne der?" endişesiyle engellenebilir. Yani, toplumsal normlara aykırı davranışlar sergilemek, birine "şımarmak" gibi gelebilir. Bununla birlikte, şımarmanın özgürlükle olan bağlantısı, onun neden bu kadar cazip olduğunu da açıklar.

Şımarma bir anda toplumsal bir isyan gibi de olabilir: “Evet, ben şımardım, ve bunun bir sakıncası yok!” Belki de şımarmak, özellikle bu “normal” ya da “saygıdeğer” beklentilerle mücadele etmenin bir yolu olabilir.

[Sonuç: Şımarmak, Kimseye Zarar Vermez, Ama Kendimize İyi Gelir]

Şımarma, hem bir strateji hem de içsel bir ihtiyaç olabilir. Erkekler ve kadınlar arasında bu farklılıkları görmek, hepimizin şımarmayı nasıl ve ne şekilde deneyimlediğini anlamamıza yardımcı olabilir. Şımarma, aslında kendini değerli hissetme ve başkalarıyla ilişki kurma çabasıdır. Yani, birinin şımarması, tamamen "saf" bir eğlence amacı taşımadığı gibi, ruhsal bir iyileşme sürecine de işaret edebilir. Peki, siz nasıl şımarmayı tercih ediyorsunuz? Kendi şımarmak anlayışınızı keşfetmeye ne dersiniz?